Osteokondrit ( Kıkırdak Hasarı )

Günümüz toplumunda kıkırdak bozuklukları oldukça sıktır.
Osteokondrit ( kıkırdak bozukluğu ) özellikle asitik beslenme sonucu alkali olan eklem kıkırdağına verilen zarar, obesite sonucu ekleme binen aşırı yükler, mekanik aksta oluşan bozukluklar sonucu çağımızın üzerinde durulması gereken en önemli ortopedik problemlerden biri olmuştur. Sadece semptomatik olgulara girişim yapıldığı için, erişkinlerde kıkırdak lezyonlarının insidansı hakkında sağlıklı bilgiler yoktur. Genel olarak kabul edilen görüş, 1 cm’den büyük lezyonların semptom verdiği ve osteoartrite ( kireçlenme ) dönüşebildiğidir. Erişkinlerde kıkırdak lezyonlarının kendiliğinden iyileşme yeteneği yoktur. Şimdiye kadar tanımlanmış olan tedavi yöntemleri ile, normal hyalin kıkırdağın 3 boyutlu mimari yapısı ve histolojisini yeniden oluşturmak mümkün değildir. Güncel kıkırdak onarım teknikleri kabaca fibröz kıkırdak ve hyalin benzeri kıkırdak oluşturma teknikleri olarak kabaca iki grupta incelenebilir.

Fibröz kıkırdak yöntemleri arasında en sık uygulananlar subkondral perforasyon ( Drilling ) ve mikro-kırık teknikleridir. Her ikisinde de amaç, subkondral kemiği uyararak, kemik iliğindeki mezenkimal kök hücrelerinin kıkırdak defektine ulaşmasını sağladıktan sonra; bu hücrelerin sürekli pasif hareket varlığında ve sinovyal sıvı ortamında fibrokartilaja dönüşmelerini sağlamaktır. Oluşan tamir dokusu, normal hyalin kıkırdaktan mimari olarak farklıdır ve biyomekanik olarak daha zayıftır. Uzun süreli izlemde bu kıkırdağın dejenere olarak işlevini kaybetmesi beklenir. Yine de, kolay olması, artroskopi ile uygulanabilmesi, morbiditesinin düşük olması dolayısıyla en sık uygulanan tedavi yöntemlerinden biridir.

Bizde kliniğimizde kıkırdak tamirini uyarmak için artroskopik olarak eklem kıkırdağı depritmanı yaparak mikrokırık + drilleme yaptıktan sonra eklem içerisine PRP ( Platelet Rich Plazma ) uygulaması yapmaktayız. Ekstraartiküler olarakta eklemin sabitliğini sağlayan diz etrafındaki zaman içerisinde gücü azalmış olan ligamentlere onları güçlendirmek amacıyla proloterapi uygulaması yapmaktayız.
Bu uygulamalar oldukça başarılı, cerrahi yapılmadan önce muhakkak akılda bulundurulması gereken cerrahiye ciddi alternatif olan tedavilerdir. Şu iyi bilinmelidir ki hastada semptomlara yol açan nedenler kıkırdak hasarı değil diz etrafındaki yumuşak dokulardan kaynaklanan ağrılardır. Çünkü eklem yüzeyini kaplayan hyalen kıkırdakta ağrı hissini taşıyan sinir lifleri yoktur. Siz içerideki kıkırdak yapıyı protezle değiştirseniz bile etraf yumuşak dokuyu, bağları göz ardı eder onları güçlendirici tedaviler yapmazsanız hastanın şikayetlerini düzeltemezsiniz.