PROLOTERAPİ

 

PROLOTERAPİ

 

Vücudumuzun hareketlerinden sorumlu olan KAS-İSKELET Sistemi’miz kemik, eklem,  kıkırdak, bağ, kas ve kiriş  gibi yapılardan oluşur.

 

Genç yaşlarımızda sorunsuz bir şekilde yıllarca bize hizmet eden kas ve iskelet sistemimizin bütün parçaları yaşlanmamızla birlikte bir makinenin parçalarının zamanla eskimesi gibi artık deforme olur ve bu nedenle boynumuzda, belimizde, eklemlerimizde her biri inatçı ağrılarla seyreden KRONİK AĞRILI HASTALIKLAR gelişir. Bu hastalıklar nedeniyle  oturma – kalkma – yürüme – eğilme – merdiven çıkma  vb.. gibi  en basit günlük hareketlerimizi yapmak bile giderek zorlaşır, yani FONKSİYON Kayıplarına uğrarız, sonuçta da YAŞAM KALİTEMİZDE GİDEREK ARTAN CİDDİ BOZUKLUKLAR ortaya çıkar.

 

BAĞLAR NEDEN  BİRİNCİ DERECEDE ÖNEMLİDİR?

 

Kas-iskelet sistemimizde gelişen bu bozuklukların BAŞLICA SEBEBİ zannedildiği gibi kemik, kıkırdak, kas hasarları değil,  iskelet sistemimizdeki kemik yapıları birbirine bağlayan BAĞLARIN HASARI dır.
BAĞLAR, tüm eklemlerimizin ve omurgamızın etrafını son derece sıkı bir şekilde sarmak suretiyle onları  sert  ve güçlü bir halde tutan temel yapılarımızdır. Hepimizin başına günlük hayatta her zaman gelebilen ve fazla önemsemediğimiz ÇARPMA, DÜŞME, ZORLAMA, vb.. gibi durumlarda İLK ZORLANAN VE İLK HASARA UĞRAYAN DOKULAR BAĞLARIMIZDIR. Vücudumuzun genç yaşlardayken bile tam olarak tamir etmekte zorlandığı hasarlı bağlarımız, zaman geçtikçe ve bedenimiz yaşlandıkça giderek  daha da zayıflar, yırtılır, sertlik ve dayanıklılıklarını  kaybederler, sonuçta fazlaca esnek ve gevşek bir hal alırlar. Böylece sarma ve destekleme görevlerini yerine getiremeyen bağlar nedeniyle laçkalaşan eklemler ve omurgalar tıpkı vidaları gevşeyen bir makine gibi zorlanarak  fazladan travmatik hareketlere maruz kalırlar. Bu şekilde normal yapısı hızla bozulan,  gevşeyen eklem ve omurgalarda sonuçta ERKEN KİREÇLENMELER,  ERKEN MENİSKÜS YIRTIKLARI,  ERKEN BOYUN VE BEL FITIKLARI, EKLEM ETRAFINDAKİ TENDONLARDA ZORLANMALARA BAĞLI KRONİK TENDİNİTLER, vb.. gibi hastalıklar gelişir. Tüm bu kronik hastalıklar aslında BAĞLARIMIZDAKİ YETERSİZLİKLERİN BİRER SONUCUDUR.

 

BİLİNEN  TEDAVİ BİÇİMLERİ NEDEN UZUN VADEDE YETERSİZ KALMAKTADIR?

 

Bağlardaki gevşeklikleri gidermek amacıyla PROLOTERAPİ uygulamadan, sadece bilinen diğer yöntemlerle  sorunları tedavi  etmeye çalışmak asla yeterli değildir. Örneğin kronik bir bel fıtığı için sadece ilaç kullanmak, sadece bele fizik tedavi uygulamak  ve egzersiz önermek, ya da sadece bel fıtığı ameliyatı yapmak,  veya  dizdeki eski bir menisküs yırtığı için sadece menisküs ameliyatı uygulamak “SADECE SONUÇLARLA UĞRAŞMAK” demektir. Yapılan en iyi tedavilerle, hatta gerektiği anda  yapılan en iyi ameliyatlarla bile her zaman tam ve kalıcı sonuç alınamamaktadır. Örneğin “BEL FITIĞIM YİNE NÜKSETTİ” sözünü etrafımızda bu yüzden çok sık duyarız.

 

Aynı şekilde; birçok hasta “İLAÇ – KAPLICA – FİZİK TEDAVİ – AKUPUNKTUR-KORSE, VB.. GİBİ BİRÇOK TEDAVİ BİÇİMİNİ DENEDİĞİNİ, HATTA İYİ BİR AMELİYAT BİLE OLDUĞUNU, BUNA RAĞMEN AĞRISININ BİR TÜRLÜ GEÇMEDİĞİNİ, KISA BİR SÜRE İYİLEŞİP SONRA  AYNI YAKINMALARININ TEKRAR ORTAYA ÇIKTIĞINI, HASTANE HASTANE VE DOKTOR DOKTOR GEZDİĞİNİ” söylemektedir. Bu tip hastaların sorunlarının bir türlü çözülemeyişinin önemli bir nedeni kendi bedenlerini korumaya gerekli özeni göstermemeleri olsa da,  esas neden geleneksel tıbbın konuyu ele alışındaki bu “PROLOTERAPİ’Yİ İHMAL EDEN YAKLAŞIM ŞEKLİ”dir.

 

PROLOTERAPİ NEDİR?

 

İşte PROLOTERAPİ tam bu noktada devreye girmesi gereken “TAMİR EDİCİ BİR TEDAVİ ŞEKLİDİR”.
PROLOTERAPİ; “omurgaların ve eklemlerin hasarlı bağlarına-tendonlara yapılan özel enjeksiyonlarla bu yıpranmış ve esnemiş yapıların vücut tarafından tamirinin tetiklenmesi ve yenilenmenin hızlandırılması“ esasına dayanır. Tamir sonucunda çimento gibi sertleşen ve sağlam bir hale gelen bağlar, eklem ve omurgaları eskisi gibi son derece sağlam biçimde sarmaya, germeye ve desteklemeye başlar, hasta ağrılarından kurtulur. Bunu “depreme uğramış bir yapının statik yapısını ve taşıyıcı kolon sistemini temelinden itibaren güçlendirme çalışması, veya akordu bozulmuş olan bir gitarın tellerinin gerdirilerek yeniden akort edilmesi” gibi düşünebiliriz.

 

PROLOTERAPİ TEDAVİSİ NASIL VE KİM TARAFINDAN YAPILIR?

 

Proloterapi, ETKİLİ ve GÜVENLİ bir tedavi şeklidir. Eklemlerin veya omurgaların etrafını dıştan saran gevşemiş ve ağrılı bağ dokuları içine proloterapi konusunda eğitimli ve deneyimli uzman hekim tarafından steril koşullarda “DEXTROZ + SERUM FİZYOLOJİK KARIŞIMI”(şekerli ve tuzlu serum) enjekte edilir. Bunlar vücudumuzun doğal sıvıları olup, KARIŞIMIN İÇİNDE  KORTİZON, vb.. GİBİ HERHANGİ BİR İLAÇ ASLA BULUNMAMAKTADIR. Enjeksiyon sonrası  o bölgede ortaya çıkan, birkaç gün süren ve genellikle  iyi tolore edilebilen AĞRI ARTIŞI, enjeksiyon alanında “BİZİM KONTROLÜMÜZDE DOKU TAMİRİ YAPILDIĞINI” gösteren olumlu bir işarettir. Ağrı daha sonra azalır. 3 hafta sonra hasta değerlendirilir, seans sayısı hastaya veya hastalığın durumuna göre 4-6 seansa kadar uzayabilir

 

PROLOTERAPİ  HANGİ  HASTALIKLARDA  KULLANILIR?

 

1.  Diz  ve kalça ağrıları ,kireçlenmeler (artrozlar)
2. Tekrarlayan  ve geçmeyen omuz ağrıları(donuk omuz, omuz çıkığı,kas ve tendon yırtıkları)
3. Bel ve boyun fıtıkları
4. Ameliyat sonrasında geçmeyen kas, eklem ağrıları
5. Kırıklar sonrasında gelişen inatçı ağrılar ve eklem tutuklukları
6. Tendon ve bağlarda iyileşmeyen kronik rahatsızlıklar (tendinitler)
7. Kas ve tendonların tekrarlayan şişmeler ve ağrılar sonucu işlev yapamadıkları rahatsızlıklar
8. Eklem gevşeklikleri ve güç kaybı ( laksite)
9. Dizde menisküs yırtıkları
10. Yumuşak doku romatizmaları (fibromyalji, myofasial ağrı sendromu)
11. Tekrarlayan boyun ağrıları
12. Tekrarlayan sırt ağrıları
13. Tekrarlayan bel ağrıları
14. Tenisçi ve golfçü dirseği (epikondilit)
15. Topuk dikeni
16. Dizde Kondromalazi
17. İnatçı kuyruk sokumu ağrısı (koksigodini)
18. Tetik noktalar
19. Karpal Tunel Sendromu
20. Sporcularda kasık çekmesi (osteitis pubis)
21. Ayak bilek, el bilek burkulmaları sonrası geçmeyen ağrılar
22. Omurga eğrilikleri (skolioz- kifoz)
23. Omurgalarda, göğüs kafesinde ve kaburgalarda geçmeyen kas ve bağ  ağrıları
24. Kalçada Perthes hastalığı
25. Avaskuler nekrozlar( kemik dokunun yetersiz kan akımı nedeniyle nekroze olması)
26. Siyatik ağrıları
27. Çene ekleminde gevşeklikler
28. Metatarsalji
29. Morton nörinoması

 

Yukarıda bahsettiğimiz gibi bu tedaviler vücudun kendi doğal iyileşme yeteneğini desteklemektedir. Vücudun doğal fonksiyonlarını kullanarak hastayı tedavi eden enjeksiyon yöntemleridir. Yapılan çalışmalar ileriki yıllarda bile etkinliğini kaybetmeden kişinin AĞRISIZ - HAREKETLİ bir şekilde yaşam kalitesi yüksek olarak hayatına devam ettiğini göstermiştir.

Op.Dr. İlhan Demiryılmaz

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı